Son Gelişmeler

BASINDA

BASINDA

Hürriyet ile söyleşi

7 Temmuz 2016

http://www.hurriyet.com.tr/kafaniza-silah-dayansa-ne-kadar-tarafsiz-olabilirsiniz-40136396

İlk polisiye romanı ‘Gazetecinin Ölümü’nde kendi gibi bir haberci olan Selin Uygar’ın maceralarını anlatan Elçin Poyrazlar, bu kez kahramanını Washington’dan İstanbul’a getiriyor ve ajanlar, kaçak politikacılar, radikal İslamcılar, mafya ve insan kaçakçılarının orta yerine bırakıyor. Poyrazlar ile kitabını ve Türkiye’de gazeteci olmayı konuştuk. Okumaya Devam Edin

BASINDA

Remzi Kitap Gazetesi

1 Temmuz 2016

http://www.remzi.com.tr/kitap-gazetesi/guncelin-polisiyesi

Edebiyat dünyamızda romanlar derin olanlar ve kolay okunanlar biçimin­de tasnif edilmiştir. “Polisiye” ikinci gruba dahil sayılmıştır haksızlık edilerek. Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza”sı en iyi örnektir bu tartışma için. İyi bir romanın tüm özelliklerini, gerekliliğini buluruz orada. Kuşkusuz polisiyelerde aranan olay örgüsü, soluk soluğa okuma heyecanı “Suç ve Ceza”da en üst seviyededir. Söze niye buradan başladım derseniz türler arası ilişkilerin giderek ortadan kalktığı çağımızda her kurgusal yapıta derinliği ve etkisi bağlamında eleştirel bir tutumla yaklaşmak gereğine olan inancımdır. Polisiyeyi tür olarak hafifsemeye kalkanlar ciddi bir yanılgı içindedir. Okumaya Devam Edin

BASINDA

Radikal Kitap Eki

15 Temmuz 2016

İpek Yezdani

‘Kara Muska’, gazeteci Elçin Poyrazlar’ın ikinci romanı. Kurgu olmasına rağmen Türkiye’nin gündemine benzerliğiyle ürperten bir polisiye.

IŞİD’in, İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği, onlarcasının yaralandığı korkunç intihar saldırılarının üzerinden yaklaşık üç-dört gün geçmişti. Gazeteci Elçin Poyrazlar’ın ikinci romanı ‘Kara Muska’yı elime alıp okumaya başladım, kitabın sayfalarını birer birer çevirirken ansızın şu satırlarla karşılaştım:

“Türkiye’nin başında Allah’ın Devleti isimli bir bela var şimdi. Saldırıları açıkça  üstlenmeseler de patlamalardan sonra örgüte destek veren gruplar ve onların sosyal medyadaki uzantıları cihat çığlıkları atarak bayram ettiler. Hiçbir yer güvenli değil artık.” Okumaya Devam Edin

BASINDA

Remzi Kitap Gazetesi’nde çıkan Söyleşi

Ceyhan Usanmaz

Elçin Poyrazlar 1975 Bursa doğumlu. ODTÜ İşletme Bölümü’nden 1997’de mezun olmuş ve ardından Belçika’da Avrupa Birliği ve uluslararası ilişkiler üzerine yüksek lisans yapmış. Brüksel Hür Üniversitesi’nde (ULB) ekonomi-politika doktorasını yaparken de gazeteciliğe başlamış. Cumhuriyet gazetesinin önce Brüksel, ardından Washington temsilcisi olarak görev yapmış, birçok medya kuruluşu için çalışmış; şimdi de New York merkezli Vocativ haber sitesinin İstanbul büro şefi olarak çalıştığını öğreniyoruz yeni yayımlanan kitabının yazar bilgisi bölümünden. Bu cümleleri okumak kitaba dair belli bir beklenti yaratıyor hiç kuşkusuz ve evet elimizdeki bir “gazeteci kitabı” ama bir araştırma-inceleme kitabı değil… “Gazetecinin Ölümü”, merkezinde Türkiye’deki bir gazetenin Washington temsilciliğini yapan Selin Uygar isimli bir kadın gazetecinin yer aldığı ve hikayesini “siyasi” çerçeve içine alabileceğimiz bir polisiye roman. Okumaya Devam Edin

BASINDA

Sabitfikir Edebiyat Dergisi Eleştiri yazısı

Elcin_Poyrazlar_Sabit_Fikir_Eleştiri_Yazısı

Ömer Türkeş

Gazetecinin Ölümü’nde Elçin Poyrazlar, yazarlığın yanı sıra haberciliği de elden bırakmamış.

Gazetecinin Ölümü, ABD ve Türkiye’nin Ortadoğu politikaları üzerine kurgulanmış bir roman. Elçin Poyrazlar, bugünlerde daha da yakıcılaşan bir meseleyi polisiye bir hikaye içinde -siyasi komploları, basiretsiz politikacıları, bağımsızlığını yitirmiş medyası, karanlık ve kirli çıkar ilişkileriyle birlikte- canlandırmış…

Hikaye bir gece vakti, “Ülke gazetesi” Washington muhabiri Selin Uygar’ın uykusunu bölen bir telefonla başlıyor; “Vedat öldü”!.. Selin Uygar, öldürülen Vedat’ın çok uzun yıllardan beri Washington’da çalışan ve milliyetçi görüşleriyle tanınan bir gazeteci olduğunu hatırlar. Biraz araştırdığında Vedat’ın kayıp olduğunu öğrenir. Aynı sıralarda Türk kültür ataşesi Mehmet Türkkan da ortadan kaybolmuştur. Birkaç gün sora Virginia’da Potomac Nehri kıyısında bulunan cesedin Vedat’a ait olduğunu düşünen Selin yanılmayacaktır. Üstelik boğulmamış, ensesine sıkılan bir kurşunla öldürülmüştür. Olayın Vedat’ın eline geçen bir haberle ilgili olduğunu düşünen Selin, ister istemez olaya karışıverir. Maili gönderen Dike isimli esrarengiz adam randevuya ABD hükümetinin gizli belgelerini, hatta ABD Başkan Yardımcısı ile Türkiye Başbakanı arasındaki telefon konuşması kayıtlarını da getirir. Bu bilgilere göre bölgeye -ABD yetkililerinin açıklamalarının tersine- (Ortadoğu’ya) muazzam bir silah sevkiyatı yapılmakta, tonlarca mühimmat, gemi ve uçaklarla taşınmaktadır. Okumaya Devam Edin