BASINDA

Radikal Kitap Eki

15 Temmuz 2016

İpek Yezdani

‘Kara Muska’, gazeteci Elçin Poyrazlar’ın ikinci romanı. Kurgu olmasına rağmen Türkiye’nin gündemine benzerliğiyle ürperten bir polisiye.

IŞİD’in, İstanbul’da Atatürk Havalimanı’nda düzenlediği ve onlarca kişinin hayatını kaybettiği, onlarcasının yaralandığı korkunç intihar saldırılarının üzerinden yaklaşık üç-dört gün geçmişti. Gazeteci Elçin Poyrazlar’ın ikinci romanı ‘Kara Muska’yı elime alıp okumaya başladım, kitabın sayfalarını birer birer çevirirken ansızın şu satırlarla karşılaştım:

“Türkiye’nin başında Allah’ın Devleti isimli bir bela var şimdi. Saldırıları açıkça  üstlenmeseler de patlamalardan sonra örgüte destek veren gruplar ve onların sosyal medyadaki uzantıları cihat çığlıkları atarak bayram ettiler. Hiçbir yer güvenli değil artık.”

Bir anda ürperdim. Ülke olarak o anda yaşadığımız korkunç gerçekliği, Poyrazlar en iyi ihtimalle aylar önce yazmıştı. Zira Hürriyet Ekler’den İpek Özbey’e verdiği röportajda da “Kitabı tamamladığım zamandan bu yana Türkiye’de yedi bombalı saldırı gerçekleşti, romanda abartılmış öğeler gerçeklerin çok gerisinde kaldı” diyor.

Ancak bir dış politika muhabiri olarak bunu görmek beni şaşırtmamıştı. Her ne kadar kitabı kurgu olsa da sonuçta bir gazetecinin kendi bilgi dağarcığından ve gözlemlerinden yola çıkarak yazılmıştı. Yıllarca Brüksel ve Washington temsilcisi olarak çalışan Elçin Poyrazlar, yılların tecrübesine sahip bir dış politika muhabiriydi ve bu alanda çalışan her deneyimli gazeteci gibi o da adını ‘İslam Devleti’ olarak değiştiren IŞİD’in gün gelip Türkiye’nin başına bela olacağını birkaç yıl önceden görebiliyordu. Romanını yazarken bunu da göz önünde bulundurmuştu.

‘Kara Muska’, gazeteci Elçin Poyrazlar’ın ikinci romanı. ‘Gazetecinin ÖLümü’ adlı ilk polisiyesinin baş kahramanı olan kadın gazeteci Selin Uygar’ın ikinci macerası da diyebiliriz. Kitabın daha ilk sayfalarından itibaren gerilimi son derece yüksek, sürükleyici bir polisiyenin içinde buluyorsunuz kendinizi.

İlk romanda Selin Uygar, Türkiye’nin en büyük gazetelerinden birinin Washington temsilcisi olarak çalışırken cinayete kurban giden meslektaşı Vedat’ın cinayetini çözmeye kalkışmış, kısa süre sonra kendini uluslararası siyasi bir entrikanın içinde bulmuştu. ‘Kara Muska’da ise gazeteci Selin Uygar, yıllar sonra Türkiye’ye dönüypor ama bu kez bambaşka bir Türkiye’yle karşılaşıyor. Bombaların patladığı, cihatçıların ve militanların cirit attığı bir kaos ortamı hakimdir ülkeye. İstanbul Emniyet Müdürü Ünsal Yüksel’in vahşi bir cinayete kurban gitmesi işleri daha da karıştırır. Emniyetin tüm birimleri bu beklenmedik cinayet yüzünden alarma geçer. Yüksel cinayetini araştırmaya başlayan Selin, geçmişin hayaletleriyle de yüzleşmek zorundadır. İstihbarat teşkilatı Selin Uygar’ın peşinde gölge gibi gezerken çember gitgide daha da daralır.

Poyrazlar’ın romanını sadece sürükleyici bir polisiye olarak görmemek gerekiyor. ‘Kara Muska’, aynı zamanda Türkiye’deki basın özgürlüğününsınırlarına ve Türk basınının hal-i pür melaline de ışık tutuyor. Bir solukta okunan romanlardan, benden söylemesi.

Bunları da beğeneceğini düşündük

No Comments

Yorum Yazın